Abdusselam Yasin’e Göre İslami Değişim Sürecinde Kadinin Yeri


Arş. Reyhan TUNÇEL

Bülent ECEVİT Üniversitesi


Varoluştan itibaren kadın da dinin nerede olduğu merak konusu olmuştur. Kadın İslam’ı hayatının her evresinde yaşaması, İslam’ın ona verdiği hakları sonuna kadar kullanması günümüzde bir muammadır. . Batının esaretine düşen kadını İslam’ın verdiği haklarla özgür bırakmak hilafet sisteminde temeli sağlamlaştırmak gerekiyor.

Bugün Cahiliye dönemindeki gibi bazı İslam toplumlarında kadın sosyal hayattan dışlanmış durumda. İslam ülkelerinde bu gerçeği görmek mümkün. İslam kadını eve haps etmemiş her alanda kendini ifade etmesini istemiştir. Meclislerde, mescitlerde, sosyal, kültürel, ekonomik alanlarda hakkı savunmalarını istemiştir. İmam Abdüsselam bu gerçeği cihad yolunda gidenlere haykırmıştır. İmam: “Allah’ın erleri olan mü’min kadın bölüklerinin önünde kadını rezalet bataklıklarından kurtarmak için oldukça büyük bir görev vardır. İslâm devletinin önünde de bu hedef için adaleti ve hakkın zaferini hazırlama görevi vardır. Fitne toplumlarında kadın, mustaz’afların en mustaz’afı olduğundan, kadının düzelmesiyle de ev düzeleceğinden, nesiller ıslah olacağından kadının eğitimi, bakımı ve himayesi davet ve devlet programlarında, sosyal ve toplumsal önceliklerin en birincisi olmalıdır.” demiştir.

İslam’da kadının vasfı İslam’a hizmettir, İslam’ın gelecek nesillerle ayakta durması için mücahide ve mücahid yetiştirmesidir. Ümmet-i İslamı, ana temeller üzerinde yeniden inşa etmek mücahide ve mücahide olma şuuruna sahip nesiller olmadan gerçekleşmez. Bu nesillerin yetişmesinde kadının vasfı önemlidir. Bu nesilleri yetiştirecek olan kadındır. Buna ilave olarak siyasette, ekonomide, sosyal hayatta halkın şeraiti kabullenecek şuura sahip olması gerekir.

Ümmetin İslami çözümü tamamlaması kötülüğü değiştirmeye sahip nesiller yetiştirmek, davamızı, yapılan plan ve programları ümmetin birey ve kesimlerinin geleceği açısından şeriat üzerine kurulan İslami hayatın ve yapılan cihadın ne anlam ifade ettiğini göstermek görevimizdir. Hilafet sisteminin kurulmasında kadının da rolü olduğunu ve kadının yapması gerekenleri Nebevi Yöntem’in de Kur’an ve sünnet yolu üzerinde ifade etmiştir.

Mücahid ve mücahidelerin özlem duyulan İslami hayata, Allah’ın rızasına, Kur’an-ın ışığına, Resullullah’ın sünnetine “işittik ve itaat ettik” tebliğiyle yeniden yeşerdiğini, şeytanın fitnelerine koruyuculuk yapanlara karşı cihad ettiklerini ve fitne koruyucularının başarısız olduğunu görüyoruz. Bu nesil kadınlarımızın yetiştirdiği nesildir ki, görüldüğü üzre İslami değişim sürecinde kadın faktörü başlıca önemlidir.

Kadının as olan konumuna gelmesi Kur’an’da “Erkeklerin kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır.” Ayetiyle geri iade edilmiştir. Kadınlara iyi davranma hususunda Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) şöyle buyurmuştur ; “Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, huyu en iyi olanıdır. Hayırlınız, kadınlarına karşı hayırlı olanlardır.” Diğer bir hadis-i şerif ise; “Bir kimse karısına kin beslemesin. Onun bir huyunu beğenmezse, bir başka huyunu beğenir.” buyurarak kadınlar hakkında erkekleri hayra iletmiştir. Allah Peygamberi Hz. Muhammed (sav) erkekleri daim kadınlar hakkında ikaz etmiştir. Nitekim Efendimiz (sav) Veda Hutbesin’de: “ Kadınlar hususunda Allah’tan korkun. Siz onları Allah’ın emaneti olarak aldınız.”

Kadına mücahide kimliğini verecek olan yine kendisidir. Kendini ilme veren, eğiten, güçlü ve zorluklara sabır gösteren kadın, mücadele eden kadın İslam’ın onurudur. İslam Batı’nın empoze ettiği iğrençliklerden kadını alıp en üst makama yükseltmiştir. İmam Abdüsselam Yasin, Nebevi Yöntem’de “Allah’ın kadın kullarının, Allah’ın mescitlerine gitmelerine engel olunmamalıdır. Onlar da -nerede olursa olsun- ilim halkalarına, iman meclislerine ve hayır amaçlı faaliyetlere, şeriatın öngördüğü adab ve disiplin kuralları içerisinde katılırlar.” demiştir. Mümin kadın edep timsali olmalıdır. Oturuşuna, konuşmasına hal ve hareketlerine dikkat etmeli. Namusunu korumalıdır. Kadının kendini koruması kadının cihadıdır. Kadın temsil ettiği değerleri bilecek ve üzerine verilen bu sorumluluğu kabul edip İslam’ı yaşamalıdır. İmam Abdüsselam Yasin; “Mü’min erkek ve kadın, bütün insanlarla ilişkilerinde ve oturum esnasında, güzel hâl ve duruşa dikkat eder. Kadının varlığı baştanbaşa bir güçtür. Kadın yapılan savaşın tam ortasındadır. İmam Abdüsselam cihadın kazanılmasın da kadın erkek tüm inanlarla olacağını kitabında vurgulamıştır Mücahid ve mücahidenin artışı fitnenin yönetici ve siyasilerini rahatsız edecektir. Bu da değişim de etken bir güç olmaya başladığımızı gösterir. Küçük ya da büyük bu alan da yapılan her infak, ribat cihadı ileriye götürecektir. Birey veya cemaat yaşayışlarını İslami bir sistem haline dönüştürmelidirler. Amellerimiz sözde değil, hayatımızın her alanında olduğu sürece ümmetin geleceği bakımından İslami çözümün anlamı ortaya çıkar.